Kafamın içinde abimin sesini duyar gibi oluyorum. "Hey, ressam!"
Altı yaşında bir çocukken bana “ressam” diyordu. Geleceği açıkça tahmin edebiliyordu.
Çocukken oyuncakları sevmezdim. Kalemlerden, boyalardan ise çok memnun olurdum… Resim yapmak için saatler harcayabilirdim.

 

O zamandan beri hep 'insanlığa' ilgi duymuşumdur. Bana ilham veren şey “insan”ın aslında ne kadar karmaşık olduğudur. Tüm faktörleri düşünün: eğitim, karakter, din, toplum, kültür,.. Ve bunun ötesinde, insanın ne kadar çelişkili olabildiğini.. Çelişki bana ilham veriyor.

Sanatla her zaman kendi başıma meşgul oldum. Ne yapmak istediğimi biliyordum. Bir noktada bana bir şeyler öğretebilecek birine ihtiyacım olduğunu hissettim. Kendime şu soruyu sordum: ben sanatçı mıyım, değil miyim? Ne zaman sanatçı olunur? Birçoğu zaten bir sanatçı olduğumu söylemesine rağmen..


Gerçek bir sanatçı aramam gerekiyordu. Sanatın ne olduğunu mükemmel bir şekilde bilen biri. O zaman sanat öğretmenim ve ressam Herman Maes ile tanıştım. Onun sayesinde, bilgisi sayesinde, üç yıl sonra kendime ressam diyebildim.

 

Çalışmalarım genellikle katmanlı ve araştırmaya dayalı. Her zaman içinde bir sembolizm dokunuşu ya da daha fazlası vardır. Bu nedenle, ön çalışmaların çok özenle çalışılması gerekir, bu genel resmin uyum içinde olması için önemlidir. Her element birbiriyle bağlantılı olmalıdır. Her renk, ton ve şekil işe bir geçiş sağlamalıdır. Kompozisyon da çok önemlidir. Özetle: karmaşıklık ve çelişki bana ilham veriyor, işte böyle devam ediyorum. Organize ve çok disiplinli.


Her fırça darbesini kontrollü bir şekilde uyguluyorum. Bir portre ya da natürmort olsa bile izleyicinin erişemeyeceği gizemli bir atmosfer yaratmaya çalışıyorum.

Araç ve teknik olarak değişik şeyler denemeyi sevmiyorum. Çok temel ve değişmezdir: yağlı boya, terebentin, keten tohumu yağı, fırçalarım ve bir tuval. Yağlı boya resim yapmanın en geleneksel halinden hoşlanıyorum.

 

Salgının bu zamanlarında, evde olmakta zorluk çekmiyorum. Kendime hep "atölye kuşu" demişimdir. Yani kendimi izole etme konusunda eğitimliyim. Genellikle şu soruyu alıyorum: "Uzun saatler boyunca resim yapmak yorucu değil mi?" O zaman mutlu oluyorum! Çünkü resim genellikle rahatlama ve terapi ile bağdaştırılıyor. Resim yapmak (olmasa daha iyi) rahatlatıcı olabilir. Bu her zaman kendinizle bir mücadeledir. Maddi ve manevi olan ile arasında bir mücadele verirsiniz. Bir "duygu"yu elle tutulur bir nesne haline getirmek ne kadar rahatlatıcı olabilir (bir resim, maddi bir duygu / düşünce / fikir olduğu için?). Sık sık tekrarladığım bir cümle ile sonuçlandırmak istiyorum: "Resim yapmak, manevi bir faaliyettir."

 

https://cultuurverhalen.be/kunstschilder/emry-demirci/